Hepimiz sevmek ve sevilmek isteriz. Ancak hayatimiza gercek ‘Sevgi’yi tatmamizi saglayacak cok onemli spirituel kurallari anlamamiz gerekir.  Oncelikle sevme kapasitemizin ve sevgimizin niteliğinin Yaradan tarafından bize bir hediye olduğunu bilmeliyiz.

İkinci olarak, bir kişi ona verilen sevgiyi ne kadar paylaşımcı ve pozitif bir biçimde kullanırsa ona verilen sevgi de bu ölçüde ona geri döner. Eğer bize verilen sevgiyi bencil ve negatif bir şekilde kullanırsak bizim de sevme kapasitemiz o oranda düşer.

Bu benimsememiz gereken önemli ve güçlü bir derstir. Bize verilen ruhani sevgi kanallarını ve onları açıp kapama yetimizi açıkça görmeliyiz.

Kendi sevme yetimizi bencil ve negatif bir şekilde kullanmadan önce ruhani sevgi kanallarımızı etkilemek üzere olduğumuzu ve aslinda sevginin bize geri akışını azalttığımızı fark etmeliyiz. Tam tersine sevgimizi mümkün olduğunca paylaşacak imkanlar bulmamız gerekir. Sevgiyi ne kadar paylaşırsak,  sevgimizin niteliğini ve kapasitesini de arttırmış oluruz.

Fark etmemiz gereken bir diğer önemli nokta da bizim sadece kendi sevgimizin kapasitesini değil aynı zamanda dünyaya açılıp kapanan sevgi kanallarını da etkilediğimiz. Sevgimizi paylaşmak üzere her kullanışımızda tüm dünya için de bu sevgi kanalını açmış oluruz. Sevgimizi bencil ve negatif kullanmamız bu sevginin dünyaya akışını engeller ve diğerlerinin sevmesini zorlaştırır. Bugün dünyayla ilgili emin olduğumuz tek şey, yeterli sayıda insanın paylaşması için yeterli sevgi olmadığı ve bizim bu durumdan sorumlu olduğumuzdur.