Kabalistler fiziksel dünyayı “Hareketlerin Dunyası” olarak adlandırıyorlar. Bu kavram içinde cok onemli ve güclu bir ders barındırıyor.

Bu hareketlerin dunyasındaki yaşam amacımız kısaca hareket etmek. Her zaman kendimizi daha fazla hareket etmeye zorlamalıyız ki ruhani olarak değişimi (transformasyonu) gercekleştirebilelim. Bu genel olarak açık ve anlaşılabilinir bir ders fakat burada anlaşılması gereken daha onemli ve biraz da korkutucu bir kısım var.

Hareketler dunyası bize sadece ruhani çalışmalar ve büyümeyi öneren bir ders değil, bu bir beyan. Bu dunya hareketin oyle veya böyle mutlaka hayatımızda yer alacağı bir dünya. Ve burada iki seçimimiz var: pozitif ve proaktif bir hareket veya pozitif olmayan tepkisel bir hareket.

Bu bir hediye veya bir cezalandırma değil, bu hareket dünyasının doğası. Zamanımızı proaktif hareketler, paylaşım ve ruhani olarak büyüyebileceğimiz hareketleri secerek değerlendirebiliriz veya bazı durumlar, problemler ve stress “hareketi” zorunlu hale getirir (ve biz bunu göz ardı etmek isteriz). Bu cok ciddi anlaşılması gereken bir konu. Biz harekete olan ihtiyacımızı değiştiremeyiz, bu dunyanın doğası bu, ama biz kendi “hareketimizin” doğasını değiştirebiliriz.

Bu olguyu anlayarak, kendi ruhani çalışmalarımıza destek verici bir güç kazaniyor, hayatımıza hareketlerle doyum getiriyoruz ve bu bizi basimiza gelebilecek pozitif olmayan durumlardan (hastaliklardan, kazalardan vb.) koruyor.

Herzaman kendimize hatırlatmalıyız ki bu “Hareketeler Dünyası” , dinlenme dünyası değil; bizim gucumuz ne tür hareketlerle hayatımızı dolduracagımızı belirleyecegimiz dunyadir. Bu dersi hep hatırlayarak hayatımızın sadece pozitif, proaktif ve doyum hissi ile gececegini teminat altına alabiliriz.